Astım gelişiminde rol oynadığı kesin kanıtlanmış ve kanıtlanmamış birçok faktörden söz edilmektedir. Bunlar arasında etkisi en net belirlenmiş olan genetik yatkınlıktır. Ailesinde astım öyküsü olan çocuklarda astım riski daha yüksektir. Erkek cinsiyet de astıma yatkınlığı arttırmaktadır. Obesite (fazla kiloluluk) hava yolunun işlevlerini etkileyerek astım riskini arttırmaktadır. Çevresel risk faktörleri arasında en önde gelen alerjenlerdir. Çocukluk çağındaki astımların çoğunun alerjik olduğu düşünüldüğünde bunun önemi daha da artar. Bununla birlikte erken yaşta geçirilen bazı akciğer enfeksiyonları ve sigara maruziyetinin de dahil olduğu çevre kirliliği de astım riskini arttırmaktadır.
Astım, tanımda da belirtildiği üzere kronik yangısal bir bozukluktur. Farklı nedenler ile hava yolunda ortaya çıkan mikrobik olmayan yangı hava yolu duvarında hasarlanma, hava yolunda daralma, mukus (balgam) artışı ve hava yolunda tıkanıklığa neden olur. Bu bulgular başlangıçta kendiliğinde ya da tedavi ile tamamen geri dönüşümlü olmasına karşın zamanın ilerlemesi ile yangı ve yineleyen hasan hava yolu duvarında bazı geri dönüşümsüz değişikliklere neden olur. Bu nokta astım tedavisinin erken yaşta başlanması gereğini daha net biçimde vurgular. Yedi yaşından önce başlanan tedavi ile yineleyen atakların engellenmesi ve kronik yangının baskılanması uzun dönem hasarın ortaya çıkmasına engel olabilmektedir.